Almanya’da barış içerisinde birlikte yaşam için çağrı – Siyasi ve kolektif olarak oluşturulmaya çalışılan düşmanlaştırma girişimlerine karşı ortak tutum!

Pohlheim Belediye Meclisi 2017 yılının sonbaharında, Osmanlı İmparatorluğu döneminde 1. Dünya Savaşı esnasında 1915 yılında toplumun Müslüman ve Hıristiyan demeden geniş bir kesimini etkileyen trajik olayları tek taraflı ve haksız bir şekilde “Hıristiyanlara yönelik soykırım” olarak nitenlendirmiş ve buna yönelik bir anıtın dikilmesi yönünde karar almıştır. Biz Hessen Türk Dernekleri İnisiyatif Platformu HTDİK olarak tamamen siyasi gerekçelerle alındığını düşündüğümüz bu tanımlamayı ve Pohlheim Belediye Meclisi’nin bu kararını şiddetle reddediyor, bu yöndeki derin üzüntümüzü dile getiriyoruz.

Hessen Eyaleti’nde önemli çalışmalarda bulunan 20`nin üzerinde Türk STK’nın biraraya geldiği HTDİP olarak gerek Pohlheim Belediye Başkanı gerek Belediye Meclisi ve gerekse Meclis Üyelerine ayrı ayrı mektup göndermiş, bu mektuplarda Hessen Eyaleti’nde son sayımlara göre sayılarının 350.000 üzerinde olduğu tahmin edilen Türk vatandaşları adına derin endişelerimizi dile getirmiştik.

Pohlheim Belediye Meclisi aldığı bu yanlış ve haksız kararla, esasen tarih ve hukuk kurumlarının sorumluluğunda olan ve Belediye Meclisi olarak tamamen kendi görev ve yetki alanı dışında bulunan konu ve alanlara el atmıştır. Pohlheim Belediye Meclisi kendi yetki alanı dışına taşarken bile, çok yönlü değerlendirilmesi gereken üzücü olayları tarihi açıdan sadece tek taraflı olarak ele almakta ve tarihi bağlamından çıkararak objektif olmayan siyasal bir kültür bakışı ile yorumlamaktadır. “Hıristiyanlara yönelik soykırım” tanımlaması aynı zamanda buradaki Türkiye’den gelen Müslümanları da suçlamakta ve onları hedef tahtası haline getirmektedir. Gerek Federal, Eyalet ya da Belediye Meclisleri olsun parlamentoların ilk plandaki görevleri ülkedeki vatandaşların sağlık, eğitim, iç ve dış güvenlik, sosyal güvence, ödenebilir sosyal konut, iş istihdamı ve insani çalışma koşulları gibi konularda vatandaşların temel ihtiyaçlarına yönelik çalışma yapmak ve bu konularla ilgili yasal çerçeve oluşturmaktır. Meclislerin başka önemli bir görevi ise vatandaşlar arasında uyruk, din, ten rengi, yaş, cinsiyet ya da cinsel eğilim gözetmeksizin farklı toplumsal gruplar arasında ortak barışı sağlamaya yönelik çalışmalara yasal zemin ve siyasi çerçeve hazırlamaktır.

Oysa bu denli yanlış kararlar ve yetki aşmaları Almanya’daki farklı toplumsal grupların barış içerisinde birarada yaşamalarına büyük darbe vurmakta, siyasal ve toplumsal ilişkilerde kalıcı olumsuz etkiler bırakmaktadır. Ayrıca bu tür yanlış kararlar eş zamanlı olarak ulus, kültür ve dini kimlikler üzerinden farklı toplumsal gruplar arasındaki uzlaşıya katkı sağlamak yerine, bu farklı toplum kesimlerinin birbirleriyle olan ilişkilerinde karşılıklı olarak güvensizliğin, kışkırtmanın, nefretin ve birbirini suçlamaya dönük tehlikli bir sürecin önünü de açmaktadır.

21.yüzyılda nefretin ve diyalog eksikliğinin yıkıcı etkileri Yeni Zelanda’da Müslümanlara, Sri Lanka’da Hıristiyanlara ve ABD’de Musevilere yönelik acı dolu ve kabul edilmez terör saldırılarında görülmüştür. “Hıristiyanlara yönelik soykırım” adlandırması Müslüman karşıtı bir ortamda kızgın ateşe benzin dökmek anlamına gelir ve toplumlar arasında yeni uçurumlar oluşmasına yol açar. Tüm bu olumsuz gelişmeler hepimizin yıllardır karşılıklı anlayışı geliştirmeye yönelik yaptığımız yoğun çabaları boşa çıkartma tehlikesi ile karşı karşıya bırakmaktadır.

Son dönemde büyük kaygıyla gözlemlediğimiz aşırı sağcı popülizm, siyasi radikalizm ve kökten dinciliğin artarak gelişmesi, hepimizin ortak değerler çerçevesinde beraber hareket etmemizi zorunlu kılmaktadır. Böylesi yanlış kararlar yüzünden burada yaşayan milyonlarca Türk kökenli insan dışlanarak damgalanmaktadır. Güncel gelişen siyasi ortamda yeni düşmanlar yaratılmasına ya da geçmişten gelen tarihsel önyargıların günümüze aktarılarak tekrar güçlenmesine izin vermemeliyiz. Bu nedenle Pohlheim Belediye Meclisi’nin aldığı anıt dikme kararını geri çekmesini talep ediyoruz.

Ortak toplumsal ve siyasal ajandamızın vazgeçilmezi, kültürlerin ve dinlerin birbirini reddetme veya birbirleri ile kavga etme yerine uzlaşı ve barış içerisinde beraberce yaşamasını sağlamak olmalıdır.

Biz tüm vatandaşlara, sorumlulara ve özellikle siyasi sorumluluk sahibi olan insanlara böylesi yanlış kararların ve yetki aşmalarının sonuçları üzerine tekrar düşünülmesini ve bu tür yanlış kararların kalıcı olumsuz etkilerinin tekrar gözden geçirilmesi için birkez daha çağrıda bulunuyoruz. Zira sağlam köprüler kurmak zordur, ancak onları yıkmak ise çok kolaydır.

Hessen Türk Dernekleri İnisiyatif Platformu adına
Atila Karabörklü Platform Sözcüsü